Serbest Konulu Yazılarım - Yaşam

Kış Gündönümünden Sonra Yavaşlamak; Nardugan’dan Bize Kalanlar…

Kışın en uzun gecesi geride kaldı. Günler hemen fark edilir biçimde uzamayacak belki ama artık gündüz sürelerinin günden güne uzayacağını biliyoruz. Bu bilgi bile insanın içini sakinleştirmeye, coşkusunu ve merakını artırmaya yetiyor. Hayat, acele etmiyor ama yavaş yavaş ilerlemeye devam ediyor.

Nardugan’ın coşkulu biçimde kutlaması bitti artık bahsedilmiyor ama etkisi hâlâ burada. Sonuçta her yıl bu döngü yaşanıyor insanlar unutsa bile doğadaki diğer canlılar yeniden uyanışı unutmuyor, yaşıyor…

☕️ Bu dönemde doğa, büyümekle ilgilenmiyor. Bekliyor, topluyor, içine çekiliyor. Büyük bitkiler köklerini kuvvetlendiriyor , tohumlar ise hâlâ toprağın altında; Bu bir zamanını bekleyiş. Bunu görmek, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi de yumuşatıyor. Her şey hemen yoluna girmek zorunda değil, her şeyin bir zamanı var.

☕️ Ben kışın bu günlerini, kendime küçük alanlar açarak geçiriyorum. Bir mum yakmak, sevdiğim bir kitabı rastgele bir yerinden açmak, akşamı biraz daha erkenden yavaşlatmak… Bunlar özel ritüeller değil; sadece kendime tanıdığım, küçük ama etkili keyif anları… Nardugan’dan aldığım ilham da şöyle oldu: Günler uzayacak, dışarıda geçen zamanlar artacak, ailecek mutlulukla yenen yiyeceklerin bereketi artacak ama şimdi karanlıkta telaş etmemek, *mevsimin getirdiği meyvelerin (Marcus Aurelius’ya ithaf) tadına varmak gerek…

☕️ Yeni hedefler koymak yerine, bir süredir taşıdıklarımı bırakmaya çalışıyorum. Yorucu düşünceler, aceleyle verilmiş kararlar, artık bana fayda etmeyen alışkanlıklar… Slow life, bu mevsimde benim için daha çok yaşamıma ve hislerime dikkat etmek anlamına geliyor.

☕️ Kış gündönümünü seviyorum çünkü değişim bu noktada görünmez ama yaşanır. Günler uzamaya başlamıştır; henüz hissetmesek bile. Tıpkı içimizde kıpırdanan ama adını koyamadığımız bazı duygular gibi… Oradadırlar, sadece zaman isterler.

☕️ Bu akşam belki sen de ışığı biraz kısıp, çayını eline alıp battaniye altında pencereden dışarıya bakarsın ya da çok sevdiğin bir kış filmini izlersin. Telefonu başka bir odaya bırakırsın. İçinden sadece şunu geçirirsin:
Biraz yavaşlama ve sakinlik herkese iyi gelir.

Peki sen, bu kış gündönümünden sonra hayatında neyi biraz daha yavaşlatmak istiyorsun?

Neden bu yazı dizisini Çarşamba günleri yayınlıyorum?

☕️ Belki de slow life dediğimiz şey sadece unutulmuş bir hatırlayıştır. Bu sebepten ben de her Çarşamba kendime de hatırlatıyorum:

☕️ Hayat aceleyle değil, ritmiyle güzel.
Çünkü Çarşamba, haftanın tam ortasında durup nasıl başladığımızı, nasıl ilerlediğimizi ve haftayı nasıl tamamlamak istediğimizi fark etme günü. 🌿☃️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir