Kocakarı soğukları, İlkbahar ekinoksu, Mart dokuzu, April beş…

Eskilerin başlıktakine benzer, söyleyecek bir tanımlamaları hep var değil mi? “…Tecrübe yavrum tecrübe bunlar…” derdi de annem ben çocukken asla anlamak istemezdim “…neymiş bu tecrübe yaa…” derdim içimden:) Zaman geçtikçe bu konulardaki tecrübenin ne demek olduğunu anlamaya başladım ama esasen tam “hıh” dediğim zaman üniversitede bir hocamızın “…Kepler tek başına, gece gökyüzünü rahatça gözlemleyebileceği bir…

Yürümeyi seven bir roman kahramanı…

İşten çıktıktan sonra biraz boş zamanım vardı. Okumakta olduğum iki kitabı da bitirmiştim. “…Bari gidip bir kitapçı gezeyim, beğendiğim bir kitap olursa alırım yoksa bir dergi ya da gazete alıp çıkarım…” diyerek bir avm’nin yolunu tuttum. Hiçbir dükkâna girmeden gezine gezine kitapçıya doğru ilerledim. Bu esnada garip fikirler dolaşıyordu aklımda…”…Bu gezinme işini daha uzun bir…

Portakal mı? Adaçayı mı? Palo santo mu?…

Portakalın kabuklarını soyup kabuğunun bir parçasını başparmağınız ile işaret parmağınız arasında büktüğünüzde havaya karışan zerrecikleri gördünüz mü hiç? Peki aynı anda ortaya çıkan o muhteşem portakal kokusunu duyumsadınız mı? Bu şekilde portakal ya da mandalina kabuğunu sıkıp havadaki zerrecikleri görme, kokusunu duyma şansına erişememiş çok insan olduğunu biliyor muydunuz?…Bakmak, görmek, işitmek, hissetmek, düşünmek, araştırmak insanın…

Fareler ve insanlar…

Çook yıllar önce ortaokul sıralarında okumuştum, John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar romanını… O yıllarda yerli ve yabancı tüm yazarların, en az beş romanının adını sorarlardı bize yazılılarda ve bunların içinde okuduklarımızın daha çok olması beklenirdi. Yerli ve yabancı yazarları ve eserlerini öğrenmek zor olduğu kadar zevkliydi de…Pek çok kanalın, yayın kuruluşunun, sosyal medyanın olmadığı dönemlerde…

Geliyor 2024 yılı…

(Bu yazımı Aralık ayının 2’sinde yazmaya başlamıştım. Bir başka yazımda anlatacağım şekilde aynı anda en az üç dört yazı yazmaya başlıyorum. Zaman içerisinde hangisini tamamladıysam onu yayınlıyorum. Elbetteki bazı yazılarımın belirli günleri oluyor. Bir yeni yıl yazısı hazırlıyorsam bu yazımı da tabii ki yıl sonunda yayınlamam uygun olurdu. Bu yazı da öyleydi, 31 Aralık günü…

Kuzey yarımkürede en uzun gece, 21 Aralık…

“Kış geliyor…” cümlesi akla düştüğünde ya da seslendirildiğinde genellikle bir telaş hissi yaratır insanda…Sanki yapılacaklar listesi çok uzun ve bazıları hiç yetişmeyecek gibidir…Bu duygu sadece günümüz dünyasında yaşayan insanlara ait değil… Yüzyıllar öncesinden beri hissedilen bir duygudur. Değişen ve giderek sertleşen hava koşulları insanları bir anda çaresiz bırakıverir. Soğuk kış günleri nasıl atlatılacak? Isınmak için…

Hiç kitapçı havası soludunuz mu?

Binlerce insanın aynı anda konuştuğu bir ortamda bulunup huzur içinde vakit geçirebilir misiniz? Üstelik de her biri çok farklı konulardan farklı şekillerde ve de farklı dillerde konuşsalar orada bulunup onları tek tek dinleyebilir misiniz? Pek mümkün görünmüyor öyle değil mi? Peki bir kitapçının içinde, şöyle ortalarda bir yerde durup bunları bir düşünsenize…Binlerce kitap, her birinin…

Bir kitabın peşinde…

Baldassare Embriaco tanınmış bir ailenin saygın bir oğlu olarak Cübeyl’de bir sahaf dükkânı işletirken bir şekilde yolu “yüzüncü ad” isimli kitap ile kesişir. Okuma, öğrenme aşkı çok yüksek olan Baldassare, ne ilginçtir ki bu kitabın henüz ilk sayfalarına göz gezdirmişken kitap bir şekilde elinden gider. İşte aslında o an başlamıştır Baldassare’nin seyahati… Amin Maalouf’un ”…

Toprağını sev ve besle…

Dün yani 5 Aralık, çok özel bir gündü… Kutlamalar ve anmalar insanlığı düşünmeye sevk ettikleri için değerli günler bence…Bu değeri yaşatabilmek için de önce aile sonra da ilköğretim çağlarından itibaren bu konuya özen gösterilmelidir. Bununla da sınırlı kalmamalı yetişkinlik çağında da önemli günlerin önemini hissetmek ve hissettirmek gerekir. Üstelik bu günümüz şartlarında sosyal medya kullanımı…

Müşkül ne demekti?

TRT Ankara Radyosunda “Arkası Yarın” programını dinler miydiniz? bilmiyorum. Ben dinlerdim muhakkak… Üstü beyaz bir dantel örtüyle örtülü büyük lambalı radyomuzun yanısıra, babamın “…getir kızım da ajansları dinleyeyim…” dediği bir mini radyomuz vardı. Kulakları ağır işitmeye başladığından dış tarafı koyu mavi, frekans ayar cetvelinin olduğu kısım kahverengi- siyah, hoparlör deliklerinin olduğu kısım dış kısmından daha…