Geçen yıl okuduğum ( ha ha sadece üç ay önceki ama 2025 tarihli…) bir öykü kitabının incelemesini yazmak yeni yılın ilk haftasına kısmet oldu:)
Daha önce romanlarını okuduğum bazı yazarların kısa öykülerinin bu kitabın içinde yer aldığını görünce tabii ki hemen okuma isteği doğdu ve 2025’in Temmuz ayında bu kitabı satın aldım. Tabii ki aslında evimde okumaya başladığım kitaplarım olduğu için ancak Ekim ayında okuyabildim.
Aslında iyi bir öykü okuru değilim. Ara ara öyküler okurum. Çok uzun yıllar kurgu dışı kitap çok okudum öyle ki on kitaptan ikisi roman kalanı kurgu dışı oluyordu. Son yıllarda ise tam tersine döndü iki kurgu dışına karşılık sekiz roman…Öykü kitapları aralara serpmelik oldu. Bir de tabii ki okuduğum edebî dergiler, güncel hayat dergileri, haftalık gazeteler var…Öykü kitabı az okusam da aylık dergilerdeki öyküleri tabii ki okuyor ve pek çoğunu beğeniyorum. Her neyse işte bu kitabı aldım ve içindeki yirmi öyküyü de beğenerek okudum. Ancak hangileri aklında derseniz, Oliver Goldsmith’in Harp Malulü, Herman Merville’nin Daniel Orme, LafcadioHearn’ın Kedi Resimleri Yapan Çocuk, Oscar Wilde’ın Bülbül ile Gül, G.K. Chesterton’ın Mahşerin Üç Atlısı, Jack London’ın Savaş, Virginia Wolf’un Perili Ev ve Katherine Mansfield’in Bayan Brill öyküleri yani sekiz öykü aklımda kalmış.
Yeni yılın bu ilk haftasında tüm öykülerden bir inceleme yapmayacağım elbette ama Bayan Brill öyküsünden bir tatlı betimlemeyi alıntılayacağım:
…En küçük bir esinti yoktu, ama ağzınızı araladığınızda bir bardak buzlu suyu yudumlamak üzereymişsiniz gibi hafif bir serinlik geliyor ve arada sırada nereden geldiği belirsiz bir yaprak düşüyordu gökyüzünden salına salına…
NOT: Geçen yıl tekrar okuduğum Binbir Gece Masalları’nı da henüz anlatmadım sanırım. Bir ara anlatırım. Şu an ise Miguel de Cervantes’in Don Kişot serisinin ilk kitabını, Matt Haig’in İnsanlar‘ını ve Virginia Wolf’un Mrs. Dalloway‘ini okuyorum. Bakalım, kısmet, onları ne zaman yazarım? 😘



