Serbest Konulu Yazılarım - Yaşam

İlkbaharı nazik bir şekilde karşılamak…

İkinci cemre 27 Şubat’ta suya düştü ve üstünden dört gün geçti bile…

Her yıl 1 Mart resmi olarak ilkbaharın başlangıcı olarak kabul edilse de meteorolojik olarak 21 Mart’ta ilkbahar ekinoksu gerçekleşir ve ilkbahar da başlamış olur.


Aslında her nerede yaşıyorsanız o yerin iklimsel hava koşullarına göre ilkbaharı yaşama süreniz ona göre değişkenlik gösterecektir. Örneğin, ben yaşadığım yerde henüz ilk açan badem çiçeklerini, erkenci manolyaları görmedim ama hem ülkemde hem de diğer ülkelerde görmeye başlayanlardan da haberim var. Olsun ben de iki gün önce tam da 1 Mart günü baharın ilk müjdecilerinden olan mavi mineyi gördüm (veronica persica). Zaten radar gibi tarayıp duruyordum yol kenarlarını😅 Bir de tabii dilek dileyip marteniçkamı sol bileğime taktım. Balkanlardan bize de gelen hoş bir dilek aracı marteniçka

Marteniçka nedir?

Bir Mart itibari ile dilek dilenerek bileğe takılan, kırmızı ve beyaz iplerin birbirine burularak sarılması ile hazırlanan bir bileklik. Balkanlarda, hem baharın gelmesini kutlamak, yeni sezona yeni dileklerle girme isteğini tatlı bir etkinlikle kutlamak için insanların sevdiklerine yapıp hazırlayıp armağan etmesiyle başlamış. Kırmızı ip sağlık ve gücü temsil ederken beyaz ip de uzun ömrü temsil edermiş. Hatta bazı bölgelerde dileğin gücünü artırmak için değerli madenlerden de bağlarlarmış. Ucuna püskül hazırlayan da olurmuş, boncuk takan da…Ben de kendi yaptığım marteniçkalara nazar boncuğu taktım.


Bir de sadece insanlara değil yetiştirdikleri fidanlara, yeni doğan hayvanlarına da bu bilekliği süs olarak yapıp takarlarmış.Daha pek çok çeşit inanış var ama ben en sade olan bu kısmını anlattım.

Ne zaman çıkarıyoruz bileğimizden?

Bilekliği leylek ya da kırlangıç görünce çıkarıyoruz ve bir bahar dalına takıyoruz ya da toprağa gömüyoruz. Artık nasıl isterseniz. Ben leylek ya da kırlangıç görme şansına sahip olmadığımda 31 Mart’ta çıkarıp o yıl bahçemde ilk çiçeğini açan ağacıma takıyorum.

İnsanın her zaman bir hayalinin olması ruhuna iyi gelir…


Aslına bakarsanız marteniçka gibi baharın gelişini kutlamak gibi etkinliklere katılmak da günümüz koşullarını düşündüğümüzde yavaş ve nazik yaşam için oldukça güzel etkinlikler. Ruhumuzu besleyen bizi gülümseten, rahatlatan etkinlikler.

Günümüzün içinde kendimize alan açıcı zamanlar tanıyabilirsek hem işlerimizi daha verimli yapabiliyor hem de ilgi alanlarımıza da yer verebiliyorduk değil mi? Bir kış boyu aslında her sezonda bunun provasını yapmıyor muyuz? Prova sözcüğünü yanlış yerde kullanmadım😘 Hayatımız geçip giden anlardan ibaret değil mi? Önce provasını yapıp sonra defalarca aynısını oynamıyoruz elbette değil mi? Yanılıyor muyum? Heraklitos yüzyıllar öncesinde “…aynı nehirde iki defa yıkanılmaz…” demiş. Geçip giden zamanda ne çok şeyin farkına varmaya ya da yeni anlamlar yüklemeye devam ediyoruz. Böyleyse ne iyi…Yaşadığımız belli oluyor böylece…


Bu yıl için “…büyükanne evlerine ve el işlerine dönme zamanı…” diye okuyorum pek çok yerde. Büyükannelerin el işlerinin insan beyni için faydaları pek çok araştırmaya konu olmuş ve de ispatlanmış. Üstelik slow life felsefesine uygun yaşamak isteyenler için de biçilmez kaftan gerçekten…Şimdi de 2026 yılında ev dekorasyonunda büyükanne evlerinde gördüğümüz dekoratif nesnelerin çok popüler olacakları yazılıyor. Neler mi bunlar? İsterseniz bu hafta kendi hayatımızda ilkbaharı nazikçe karşılarken neler yapabileceğimize bakacağımız adımların içerisinde sıralayayım:

1.Sandığımızdan çıkaracağımız bir dantel örtüyle çay tepsimizi süsleyelim. Sadece kendimize ya da sevdiklerimizle beraber kendimize çay ikram ettiğimizde bu örtünün anısını sessizce içimizden düşünelim.


2.Bir dantel örtümüzü (tercihen annemizden ya da bir başka aile büyüğümüzden bize kalan bir örtü) çerçeveleyip tablo haline getirelim. Bu örtünün öyküsünü de tablonun arkasına not edebiliriz.


3. Kenarı dantelli olan ve ev dekorasyonunda kullanılan bir kumaş ile kendimize elişi çantası ya da normal kullanacağımız bir çantayı tasarlayalım.


4.Aile büyüklerimizden kalmış olan gümüş eşyalar var ise bunlardan bazılarını gümüş parlatıcısı ya da odun külü ile parlatalım ve yaşamımız içinde ona bir kullanım hakkı daha verelim. Bu işlemi yaparken küçük çocuklarımız var ise onlara da hatıralardan bahsedebiliriz.


5.Duvar dekorasyonunda varsa aile yadigârı tabaklarımızdan yoksa benzeri olarak aldığımız tabakları kullanalım.


6. Karyola eteklerimiz sandıklarımızda duruyorsa yeniden moda olacaklar gibi görünüyor. Çıkarıp yıkayıp ütüleyip bir kullanalım bakalım beğenecek miyiz?


7.Tavandan sarkan makromeden yapılmış bitki askıları da yeniden dönüyor. İster tavandan asark ister se yeniden revize ederek iç mekân bitkilerimize kılıf olarak kullanalım.


8.İlkbahar çiçeklerinden bazılarını ya da yaprakları okuduğumuz kitap arasında arasında kurutalım ve bir kitap ayracı yapalım.


9.Örgü paspaslar ve elde mini tezgâhlarda parça kumaşlar kullanılarak hazırlanmış kilimler de geri dönüyormuş. İster evimizde kullanalım isterse de bir ağaç altında oturup kitabımızı okurken ya da çayımızı, kahvemizi, meyve suyumuzu içip bir şeyler atıştırıp etrafımızı seyrederken üstüne oturalım.


10.Bir keyif anında pilli radyomuzdan bir şarkı dinleyelim.


11.İlk on madde büyükanne evlerinden bugüne moda olanlardan bazılarına örnekler verdim. Aklıma gelmeyenleri bana hatırlatır mısınız?


12.Yürüyüşe çıktığımızda etrafımıza, yol kenarlarına, dallara, gökyüzüne dikkatlice bakalım. İlkbaharın müjdeleyicilerinden hangilerine denk gelip sevineceğiz?


13.Pazardan ya da marketten bir ilkbahar sebzesi alıp sevdiklerimize bahar yemeği pişirelim.


14.İlkbaharda açan sümbül, lale, nergis, çuha gibi çiçeklerden bir ya da birkaçını alıp saksıya dikelim ve evimize baharı taşıyalım.


15.Evimizde boyanacak, onarılacak şeylerin bir listesini yapıp hangilerini kendi kendimize yapabileceğimizi belirleyelim. Buna göre de kabaca bir zamanlama hazırlayıp malzemelerini tedarik edelim.

🌸☕️🌸

Neden bu yazı dizisini Çarşamba günleri yayınlıyorum?

☕️ Belki de slow life dediğimiz şey sadece unutulmuş bir hatırlayıştır. Bu sebepten ben de her Çarşamba kendime de hatırlatıyorum:

☕️ Hayat aceleyle değil, ritmiyle güzel.
Çünkü Çarşamba, haftanın tam ortasında durup nasıl başladığımızı, nasıl ilerlediğimizi ve haftayı nasıl tamamlamak istediğimizi fark etme günü. 🌿🪻🌿🌼🌿🌷

One comment on “İlkbaharı nazik bir şekilde karşılamak…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir