Sen de farkettin mi bilmiyorum ama sakin ve yavaş yaşamayı benimsedikçe, ayların da hakkını daha iyi veriyor insan sanki…
Zaten amaç da geçirilen zamanın, koşuşturmadan, hakkını verebilmek olduğuna göre bu şekilde doğru yoldayız demek ki…
Cemreler, ilkbahar ekinoksu, mart dokuzu derken Mart ayının son haftasının içindeyiz. Ramazan bayramımızı kutladık, hafifledik belki de…
Bahçemizde çuhalar, nergisler, sümbüller açtı. Güller yaprak uçlarını vermeye başladı. Seyahat halindeyken pek çok yerde, sakuraların, bademlerin, eriklerin, Japon ayvalarının, sarı çanakların, yabanî mavi menekşelerin açtıklarını, misler gibi koktuklarını gördüm ve duydum. Belki dedim belki bizim orada da açmıştır ancak dönüp geldiğimizde gördüm ki burası hâlâ soğuk, sürekli yağmurlu ve ağaçlar, çalılar henüz çiçeklerini açmamışlar.


Elbette önce “aaaa” desem de bundan da bir mutluluk payı bulup çıkardım. Oralarda gördüm geldim ( Hele Viyana’da Stadpark’ta bir akşamüstü Mozart heykeli’nin yanında oturup Stradivarius heykelinin neden onarım bandının dışında kaldığını düşünüp karatavukların şakımasını dinleyip etrafımda açan o güzelim çiçekleri seyrederken aniden bir sokak kemancısının klasik müzik eserlerini ve bildiğimiz pop şarkılarını sırasıyla çalmaya başlamasıyla oluşan pembe bulutlu, hayalimsi ortama çimenlerin arasında çıkmaya başlamış olan menekşeler ile yeni açmaya başlayan mahonyaların o nefis kokusu da karışınca anlatılması mümkünsüz güzellik ve ahenkte bir zaman dilimi genişleyiverdi.). Çok da derin anlamlar hissettim. Belki de buradaki soğuk ve yağışlı hava bitip çiçekler açtığında o güzel anlara benzer anlar yaşarım, kim bilir?
Dönüp gelip işlerimizin başına geçmişken ve Mart ayını bitirip güzelce uğurlarken zamanımızı nasıl genişletebiliriz? neler yapabiliriz? diye şöyle bir göz atalım mı?
1.Sabahları uyanınca gülümseyip “…ilkbahardayız ne güzel…” cümlesini ister içimizden ister dışımızdan kendimize söyleyelim.
2.Kişisel bakımımızı yaparken (öyle veya değil farketmez) baharla beraber ne kadar tazelendiğimizi kendimize mırıldanalım.
3.Giyindiğimizde kendimize baharı çağrıştıran çiçek kokulu bir koku fıs fıslayalım ya da sürelim.
4.Kendimize kahvaltı hazırlamadan önce etrafımızdaki kedi ya da başka bir canlıyı besleyelim.
5.Bu arada saksılarımızda ya da bahçede yeni çıkmakta olan yeşil bitki taslaklarını yakından seyredelim.
6.Evimizdeki küçük onarımları kendimiz nasıl yapabiliriz bir bakalım.
7.Büyük onarımlar varsa kimin ya da kimlerin yapacağını planlayalım.
8.Bir fincan çayımızı ya da kahvemizi hava ne kadar soğuk olursa olsun dışarda içelim.
9.Bir saksıya tohum ekelim ve tarih atalım.
10.Akşamüstü bir mum yakalım ve yanına oturup geçtiğimiz kış neler yaptık düşünelim.
11.Yatmadan önce bir mum yakalım ve bu ilkbaharda neler yapacağımızı düşünelim.
12.Meyveli kek pişirelim ve komşularımıza da bir parça ikram edelim.
13.Evde pizza yapıp üstüne bahar otlarından serpiştirelim.
14.Ağaçları, bitkileri, kedileri, köpekleri sevelim ve onlar hakkında düşünmeye zaman ayıralım.
Neden bu yazı dizisini Çarşamba günleri yayınlıyorum?
☕️ Belki de slow life dediğimiz şey sadece unutulmuş bir hatırlayıştır. Bu sebepten ben de her Çarşamba kendime de hatırlatıyorum:
☕️ Hayat aceleyle değil, ritmiyle güzel.
Çünkü Çarşamba, haftanın tam ortasında durup nasıl başladığımızı, nasıl ilerlediğimizi ve haftayı nasıl tamamlamak istediğimizi fark etme günü. 🌿🪻🌿🌼🌿🌷


