Kendimi bildim bileli anneler gününü çok sevmişimdir. Çoğu yılları hüzün dolu olsa da sevmişimdir. Mayıs ayının ikinci pazarı anneler günü…cümlesini aklımdan geçirdiğimde, okuduğumda ve duyduğumda gözümde bir resim canlanır. Sanırım ilkokul yıllarımdan bir görüntü çünkü gözümün önündeki resim sarımsı bir kitap sayfasından soluk bir resim. Yemyeşil otların arasından beyaz elbise giymiş, kumral uzun saçlı bir kız çocuğunun hafif bir gülümsem ile arkasına baktığı ve önünde sarı çiçeklerin var olduğu bir resim. Gözümün önünde her belirdiği zaman içimi ısıtan bir görüntü…
Anne olduktan sonra anneler günü benim için hep olağanüstü…Belli bir güne sığdırılamayacak şekilde mutlu, endişeli, huzurlu, kaygılı, üzüntülü, sevinçli, kederli, umutluyum. Her duyguyu sonsuzmuş gibi yaşıyorum:) pek çok anne gibi…
Bugünlerde hep şöyle bir kutlama yaparken buluyorum kendimi: Sessizce bir sofra hazırlıyorum ve hep beraber bu sofraya oturma fırsatı bulduğumuz için şükrederek, her lokmasının tadını alarak yiyeceklerimi yiyor ve ailemi seyrediyorum. “İşte bugün anneler günü kutlaması” diyorum.
Sonra artık koca yetişkin olan çocuklarımın hayat görüşlerini dinlerken çok etkileniyorum “…nasıl böyle düşünebiliyorlar? beni nasıl daha çok mutlu edebilirler?…” bu “anneler günün kutlu olsun” cümlesinin subliminal söyleme şekli değilse nedir?
Kısacası her sene her sene çok farklı duygular çok farklı farkındalıklar altında yaşıyorum anneler gününü…Bu sene bu haftaki yazım anneler gününden hemen önceye denk geldiği için bu anlama yönelik yavaş yaşamla ilgili örnek cümleler yazmak, paylaşmak istiyorum. Eminimki pek çok anne bu adımları yapmaktan, yapabilmekten, yapabilme düşüncesinden zevk alacaktır:
1.Öncelikle anneniz hayatta değilse mutlaka mezarını ziyaret edin ve dualarınızı edin.
2.Eğer anneniz hayatta ise yanına gidebiliyorsanız gidin ve mutlaka onunla bir kahvaltı edin; yanına gidemiyorsanız onu telefonla arayarak kutladıktan, sevgi sözcüklerinizi söyledikten sonra onunla yapacağınız bir kahvaltının ne kadar güzel olabileceğinden bahsedin.
4.Kendi anneniz olmayan, sizden yaşça büyük başka bir annenin yanına gidin, ona bir çiçek verin ve onunla bir kahve için, çocuklardan konu edinip sohbet edin.
5.Doğada inceleme yapma imkânınız varsa doğadaki canlıları ve aralarındaki ilişkiyi incelemeye zaman ayırın.
6.Anne ağaç olmadan yaşayamayan fidanların hangileri olduğunu araştırın.
7.İlginiz varsa anaç bitkilerin ne olduğunu da araştırabilirsiniz.
8.Anne olmadan annelik yapan kişilerin yaşamlarını, duygu dünyalarını inceleyin, üstüne düşünün.
9.Anne olup başka canlılara da annelik yapan kişilerin duygularını, duygu dünyalarını inceleyin, üstüne düşünün.
10.İlkokul öğretmeninizi ve sonraki yıllarınızda hayatınızda izi olan öğretmenlerinizi mümkünse arayın, değilse hatıralarınızı yâd edin.
11.Anneler gününde bir çiçek tohumu ekin ya da bir çiçek fidesi dikin.
12.Günlüğünüze bu anneler gününden on yıl sonraki anneler gününe bir not yazın.
Neden bu yazı dizisini Çarşamba günleri yayınlıyorum?
☕️ Belki de slow life dediğimiz şey sadece unutulmuş bir hatırlayıştır. Bu sebepten ben de her Çarşamba kendime de hatırlatıyorum:
☕️ Hayat aceleyle değil, ritmiyle güzel.
Çünkü Çarşamba, haftanın tam ortasında durup nasıl başladığımızı, nasıl ilerlediğimizi ve haftayı nasıl tamamlamak istediğimizi fark etme günü. 🌿🪻🌿🌼🌿🌷


