Sorunun cevabı kesinkes evet…
Bakmak istediğin taraftan bakabilirsin.
Bir işi bir an önce bitirmek istiyorsan durup ne yaptığına ve ne yapman gerektiğine bir bakmalısın ki süreç sağlıklı ilerlesin.
Bir işi bitirmek için çok çabalamışsan durup bedenine ve beynine bir mola verdirmelisin ki bitirmenin hazzına varabilesin.
Üstelik bir konuyu akışına bırakmak senin için ne kadar güçse o konunun kesin akışa bırakılmaya ihtiyacı var demektir.
Sakin kaldığında bedenin yavaşlar ama bu arada farkında olmadan zihnindeki işler belli bir düzene kavuşurlar. Açık kalan sekmelerin bazıları yeni farkedilirken farkında olunan bazılarını da sen kapatabilirsin.
Sakin kalmak için belirli çerçeveler yoktur. Benim her hafta yazdığım maddeler sadece neler yapabileceğini görmen ve hiçbirinin sınırlarının belli olmadığıdır. Yazdığım o maddeler senin neler yapabileceğine ya da yapmayacağına ilham olması içindir. Açıkçası yazarken bana da ilham oluyorlar. aklıma başka başka şeyler de geliyor. Kişiselleştirebiliyorum.
Durup bir fincan kahve içerken hiç bir şey yapmıyor gibi görünüyorum ama hiç yoksa bir bulutu inceliyor, bir yaprağın kıvrımlarına hayran oluyor, onlardan ilhamla kendime, aileme ya da işime bambaşka eklemelerde bulunabiliyorum.
Bazen de bir fincan kahveyi içerken pencereden dışarı boş boş baktığımı hissediyorum ama nörolojik olarak bu mümkün değil ve de yukarda bahsettiğim şu “…açık kalan sekmeler…” konusu arka planda işliyor.
İster çoklu dünyalar, ister enerji, ister tesadüf, ister tevafuk deyin ne derseniz deyin sakinleştiğinizde, yavaşladığınızda hayat size nazikçe hatırlamanız gerekenleri hatırlatır.
Çok mu soyut düşüncelerden bahsettim:) Bazen böyle oluyor. Olur tabii, bahar geldi, çiçekler mis gibi, ağaçların her bir ayrı bir görsel şölen sunuyor, kuşlar bir başka ötüyor, kediler her bahar olduğu gibi, hayat geçip gidiyor, insanoğlu da farkındalıkları ya da aymazlıklarıyla baş başa yaşıyor…
O zaman bu hafta sakin kalmak için neler yapabileceğimize bir göz atalım bakalım:
1.Bir fincan çay ya da kahve alıp beş dakika boyunca gökyüzüne bakalım.( süre kısa gibi görünse de değil ayakta başınız dönebilir belki, bu maddeyi oturarak yerine getirmekte fayda var)
2.Bir işi yaparken çok zorlandıysak hemen o an işi bırakıp en az iki sayfa kitap, dergi, gazete okuyalım, çok işe yarar.
3.Bir işi yaparken çok zorlandıysak hemen o işi bırakıp diğer bir kısa süreli işi yapıp geri dönelim; daha kolay olduğunu görürüz.
4.Bir işimizi çok kolay hallettiysek önce kontrol edelim. Gerçekten kolaylıkla ve yerli yerinde hallolduysa arkasından aslında kısa sürecek ama bize zor görünen bir işi yapıp bitirelim.
5.Hobimizle ilgili kısa bir araştırma yapalım.
6.Gidip gezmek istediğimiz bir ülkede yaşayan insanların günlük hayatlarında neler yaptıkları, kültürlerinde neler olduğunu araştıralım.
7.İşe giderken ya da eve dönerken farklı bir güzergâhı kullanalım ve burada gördüklerimizi düşünelim.
8.İlkbahara uygun gördüğümüz bir bitki çayı hazırlayalım (ister soğuk ister sıcak). Papatya, biberiye, nane, kekik çayları olabilir. Bu çayı içtiğimizde hücrelerimizin bahar tazeliğiyle tazelendiğini düşünüp mutlu olalım.
9.Kahvaltı tabağımızı hazırlayıp ister açık bir pencerenin önünde, ister balkonda isterse de bahçede telefona ya da başka herhangi birşeye bakmadan sadece etrafımızı seyrederek kahvaltımızı yapalım.
10. İster saksıya ister bahçe toprağına mutlaka bir tohum ekelim ya da fide dikelim.
11.Bir çocuğu sevindirelim ister bir gülümseme isterse de bir merhaba ile…
12.Bir yetişkini sevindirelim ister bir günaydın isterse de iyi akşamlar dileyerek…
Neden bu yazı dizisini Çarşamba günleri yayınlıyorum?
☕️ Belki de slow life dediğimiz şey sadece unutulmuş bir hatırlayıştır. Bu sebepten ben de her Çarşamba kendime de hatırlatıyorum:
☕️ Hayat aceleyle değil, ritmiyle güzel.
Çünkü Çarşamba, haftanın tam ortasında durup nasıl başladığımızı, nasıl ilerlediğimizi ve haftayı nasıl tamamlamak istediğimizi fark etme günü. 🌿🪻🌿🌼🌿🌷


