Serbest Konulu Yazılarım - Yaşam

Eylül ayına “hüzün” yakıştırmasını bıraksak mı artık?

Biliyor musunuz, Ankara’da Eylül ayının net bir kokusu, gün ışığının farklı bir tonu hatta güneş ışınlarının tenimizde bıraktığı farklı bir ağırlık var. Evet evet mümkün olup her ay güneş ışınlarını tartabilsek eminim ki en ağır olanı Eylül güneş ışınları olacaktır😅 Sizin de yaşadığınız yerde böyle bir gözleminiz var mı?

Eylül ayına hüzün yakıştırılması yıllarca bizi olumsuz etkiledi. Sanki bir isteksizlik çöktü üzerimize çocukluk ve gençlik yıllarımızda. Oysa yeni bir başlangıçtır Eylül…Okullar açılır, yazdan kalma rehavet sona erer, her şey disipline olur. Bu neden üzücü olsun ki? Yeni bir başlangıcın getirdiği sevinç şeklinde algı yönetilseydi belki çocukların tamamı da Eylül’ü yani okulların açılışını sevinçle karşılardı.

Ben okul çağındayken okulun açılmasını dört gözle beklerdim. O kadar sevinirdim ki çevremdeki pek çok kişi bu sevincimi yersiz bulurdu. Zamanla pek çok duygu da olduğu gibi o duygu da törpüleniyor maalesef…Neyseki şu an dünyanın dört bir tarafında benimle aynı duyguları paylaşan insanları da görüyor ve çook mutlu oluyorum.

Şimdilerde Eylül’ün güzelliği her yerde anlatılıyor ve harika görseller sunuluyor. Yaşadığımız her günün çok büyük bir keyfi var esasında… Sadece Eylül değil her ayın her günün güzelliği var. Yaşadığımız her gün bize hediye… Evet klişe ama ne derim ben klişeler güzeldir, kıymetini bilelim:)


O halde gelin bakalım Eylül ayının ilk haftasını geride bırakırken neler bize ilham olabilir? bir bakalım…

(Bu yazımı yazarken o kadar hastayım ki cümleler ne yaparsam yapayım çok düzmüş gibi geliyor. Ama yazmak da istiyorum…)

1.Mutlaka ama mutlaka her sabah erkenden dışarı çıkalım ve tenimize değen serin havanın tadını çıkaralım.

2.Şu anda tam gölgeye geçersin hafif üşürsün, güneşe geçersin sıcaklar bunalırsın. Ancak bunlardan hayıflanmak yerine tadını çıkarmaya çalışalım, bak nasıl güzelleşiyor her şey…

3.Dışarda bir ağaç gölgesinde her gün kitap okuyalım. Üşür gibi olursak güneşe çıkıp ısınıp tekrar esintide daha fazla sayfa okuyabiliriz:)

4.Mutlaka ama mutlaka bir fincan kahvemizi ya da çayımızı dışarıda içelim. Çayımızı içme süresince de başka hiçbir şey ile ilgilenmeyip sadece etrafımızı seyrederek düşünelim.

5.Atalarımızı yâd edelim. Yaşıyorlarsa hallerini, hatırlarını soralım. Ölmüşlerse mezar ziyaretlerini yapalım.

6.Kışlık domates, reçel, turşu yaparken sadece modern tarifleri, eş dosttan gördüğümüz tarifleri değil büyüklerimizden bize kalan tarifleri de uygulayalım.

7.Battaniyelerimize sarılmaya başladık. Onları dekoratif hâlde etrafımızda nasıl bulundurabiliriz sorusuna cevaplar arayalım.

8.Evimize sonbahar dekorasyonu ekleyelim. Ya da evimizin bir köşesine…Mumlarımız yerini almaya başlamıştır sanırım.

9.Dekorasyon yaparken de bazılarını kendimiz yapalım. El işi balkabağı, yapraklar, sonbahar renkleri kullanılan eşyalar, örgüler bizi mevsimin güzelliklerine daha çok yaklaştırır ve mutlu, huzurlu bir ortam yaratır.

10.Dışarda okuduğumuz kadar evimizde battaniye altında kitap okumanın da tadı muhteşem olur, bu zevk için alan açalım.

11.Görüldüğü gibi esasında slow life günlük azalan ya da artan ritmimize göre kendimize alan açma ve bunun farkında olma felsefesi…Bu sebeple gündüz artan sıcaklıkların, sabah ve akşam serinliklerinin güzelliğini yaşamaya çalışalım.

12.Etrafımızda rastladığımız genç girişimcilere destek olalım. Ürünlerinden satın alalım. Memnuniyetimizi dile getirelim.

13.Kendi bahçesinde yetiştirdiğini satan yaşlı bireylerden ürünlerini pazarlık yapmadan alalım, destek olalım.

14.Artık “…sen otur ben yapayım…” demeyi, bunu bir ikrammış gibi kullanmayı bırakalım. Artık “…birlikte yapalım mı?…” dönemi bir ikram esasında…Yaşlılar birlikte iş yapmaktan ve kendilerinin hâlâ işe yaradıklarından hoşlanıyorlar, arkadaşlar, misafirler de bir süreci beraber yaptıkları işlerden ve bunları paylaşmaktan hoşlanıyorlar.

15.Eski alışkanlıklarımızın işe yarar olanlarını elimizde tutup diğerlerini bırakmamız gerektiğini fark edelim. Bu fark ediş için de durup düşünme ya da düşüncelerimizi yazıya dökme çabamız gerekli bir zaman…

16.Su içerken içecek temiz bir suya sahip olduğumuz için şükredelim ve o suyun elimize gelene kadar geçirdiği safhaları tekrar düşünelim.

17.Sonbahar temasında, sürahimizin içine bir parmak kalınlığında taze zencefil, yarım çubuk tarçın ve üç dört tane karanfil atalım ve gün boyu bu sudan birer bardak içelim.

18.Mevsimin gelişini elmalı, havuçlu, tarçınlı, zencefilli kekler, tartlar ile kutlayalım ve tabii ki sevdiklerimizle de paylaşalım.

19.Bahçemize, balkonumuza, evimizin bir köşesine içinde krizantem ya da sevdiğiniz başka bir sonbahar çiçeği ile bir saksı hazırlayalım. Mini balkabakları ile de süsleyelim.

20.Günlüğümüze, bahçe ajandamıza yaz mevsiminde yaşananlarla ilgili küçük notlar alalım.

21.Gelecek aylara dair projelerimizi de düşünüp tartıp notlarımızı alalım. (Neden böyle dedim: Sevdiğim hobilerle ilgili her güzel şeyin ardına düşüyordum çokça zamandır. Birkaç yıldır ise bu projede geçireceğim süre ile sonunda elde edeceğim ürün, yazı, resim her neyse beni tatmin edeceği ağırlığı düşünüp öyle karar veriyorum. Eğer süreç önemliyse sürece göre, sonuç önemliyse sonuca göre her ikisi de önemliyse ona göre bir karar alıyorum. Böylece elde ettiğim keyif daha yüksek oluyor.)

22.Her gün en az on dakika açık havada yürüyelim.

23.Sonbahar mevsiminde ağaçların, çalıların yapraklarındaki değişimleri gözlemleyelim.

24.Hasat edilen sebze ve meyvelerin neler olduğunu araştıralım. Erişebiliyorsak dalından ya da yerel üreticinin bahçesinden yeni toplanmış olanları satın alalım.

25.Benim çocukluğumda turfanda sebze ve meyve vardı. Yani her sebze ve meyve kendi mevsiminde satın alınır, geçiş döneminde de turfandalarla neşelenilirdi. Bunun önemi daha yeni yeni anlaşılıyor ve beslenme uzmanları üstünde daha çok duruyor. Kısacası mevsiminde sebze ve meyve tüketmeye daha çok dikkat edelim.

26.Gardrobumuzda, mutfağımızda ve evimizin çeşitli köşelerinden tamir edilemeyecek, kırık dökük şeylerimizi toparlayalım; geri dönüşüm olabilecekleri ayarlayıp teslim edelim.

27.Bir gün belirleyelim ve özellikle o gün üç iyilik yapmayı kendi kendimize kararlaştıralım ve gerçekleştirelim.

28.Her güne bir iyilik diyerek kendimize meydan okuyalım.

29.Bir gün belirleyip 24 saat boyunca telefonumuzu sadece konuşmak için kullanalım.

30.Sosyal medya olmadan geçirdiğimiz gün neler olduğunu ajandamıza, günlüğümüze kaydedelim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir