Farkettiniz mi? Artık günler görülür şekilde uzamaya başladı. Sabahları da koyu bir karanlığa değil daha morumsu bir karanlığa uyanıyoruz.
Günün uzaması hemen içimizdeki ilkbahar duygularını kıpırdatmaya başlıyor.
Ülkemizin ve diğer ülkelerin bazı şehirlerinden, daha ılıman bir iklime sahip şehirlerinden, ilk açan badem çiçeklerinin ve japon ayvası çiçeklerinin görüntülerini de görmeye başladık bile…Nasıl güzeller değil mi? İnsan hemen orada olmak, yakınında bulunmak istiyor.
Yaşadığımız yerde de bahar gelecek. Biz sabırsızlansak da gelecek sabırla bekleyebilirsek de gelecek…O zaman slow life ruhumuza alışmışken bırakmayalım da ânın tadını çıkararak, bahar çiçeklerinin hayalini kurarak, hazırlıklarımızı nazikçe yaparak bekleyelim öyle değil mi?

Peki sahip olduğumuz ya da olmaya çalıştığımız alışkanlıkları nasıl sürdürelim? Neler bize yardımcı olur? Gelin birlikte göz atalım:
1.Güne bilinçli neşe ile uyanmak.
Aslında bu duyguya akşamdan kendimize telkin vererek başlıyoruz. Şöyle diyoruz: “…sabah gözümü açtığım ilk anda ne güzel bir gün deyip bilinçli olarak neşeyi seçeceğim ve şükredeceğim…”
Bu cümleyi içimizden geçirerek uyursak sabah yapabildiğimizi göreceğiz mutlaka…Bu şekilde uyanıp perdelerimizi açtığımızda artık gökyüzünün kapkaranlık değil biraz morumsu olduğunu görüp üstüne bir de buna sevineceğiz.
Bu duyguyla gidip hemen elimizi yüzümüzü yıkayıp kişisel bakımımızı yapıp odamıza döndüğümüzde hâlâ ekrana bakmadığımızı görüp bir de buna sevineceğiz. İşte bu noktada bu ânın uzamasını sağlayabilir çayımızı, kahvemizi, kahvaltımızı hazırlayabilir, günümüzü planlayabiliriz. İstersek de dijital ekranda yapacaklarımıza göz atabiliriz.
Sonuçta günümüze neşeyle başlamış ve neşe duygusuyla da sürdürmeye niyet etmiş oluruz. Gün içinde karşılaşabileceğimiz zorluklarla da mücadele gücümüz artmış olur.

2.Çevremize olan farkındalıklarımızı artırmak.

Bugünlerde evimizi havalandırmak için penceremizi açtığımızda çok tatlı kuş seslerini duymaya başladık değil mi? Sanki baharın gelişini bize erkenden haber verir gibiler…
Bugünlerde dış sesleri dinlemeye daha çok zaman ayırabiliriz. Kuşların, kedilerin, köpeklerin seslerindeki, esen rüzgârın, atıştıran kar tanelerinin, açan güneşin hava taneciklerinde nasıl bir titreşim yarattığını ayırt etmeye çalışalım. Her mevsimde herbir hava molekülünün ayrı ayrı titreşimi olduğunu farketmek insan olarak bizi çok mutlu ediyor. Bir an durup bu mutluluğun sebebini düşünmeye zaman ayırabiliriz.
Dışarı çıktığımızda ağaç dallarına dikkatlice bakalım. Bir bakalım tomurcuklar oluşmaya başlamış mı? Her zaman yanından geçtiğimiz bir çalının dallarının rengi değişmeye başlamış mı?
Peki, değişen başka neler var?
Her farkettiğimiz şey bizde nasıl bir değişim yaratıyor? Neden? Bunları düşünebilmek ne kadar zarif bir his değil mi?
3.Gün içinde keyif molaları vermek.
Slow life yaklaşımında buna dikkat etmeye özen gösterdik. Bu anlayışı sürdürmeye devam edebiliriz. Elimize aldığımız bir fincan kahve ya da çay ile etrafımızı seyretmek, birkaç sayfa kitap okumak, dışarı çıkmak ya da pencereyi açmak işlerimizi göz ardı etmek değildir. İnsanın bir ihtiyacıdır ve yerine getirildiğinde ruhunun ve bedeninin verimi artar.
Keyif molalarımızı sabote etmek isteyenler olabilir, bizi gevşemekle itham edebilirler. Bu durumda ya hiç cevap vermemeyi ya da gülümseyip “…size de tavsiye ederim…” demeyi seçebiliriz.

4.Klasik tatları yeniden canlandırmak.

Her şeyin çok olduğu günümüzde yemek tarifleri de çok paylaşılıyor…Elbette bazılarını merak edip biz de yapıyoruz. Güzel olanı da var olmayanı da ama “…değişiklik işte…” deyip yapıyoruz:)
Gelin bu hafta klasik tatlarımızı pişirelim ailemize…Eskiden yaptığımızda tüm ailenin çok sevindiği ve tabak tabak isteyip anında bitirdikleri yemeklerimizden, pastalarımızdan, böreklerimizden, salatalarımızdan yapalım…
Hatta pişirdiğimiz bu yemekleri komşularımızla da paylaşalım. Böylece mutluluk katmer katmer olur.
5.Dolapları arındırmak.
Klasik tatlarımızı pişirirken mümkün olduğunca “…lazım olunca elimin altında olur, hemen pişiririm…” dediğimiz buzluğumuza, derin dondurucumuza kaldırdığımız malzemelerden pişirelim. Kilerimize bir bakalım ve yeni mahsuller çıkmadan önce elimizde çok kalmaması için bakliyatlarımızdan da pişirebilir, salatalarını, ezmelerini yaparak hem değerlendirmiş hem de beslenmiş oluruz.
Giysi dolaplarımızı da arındırabiliriz. İki yıldır giymediklerimizin kullanılabilir olanlarını bağışlayabilir, kullanılamaz gibi olanlarını geri dönüşüm kutularına atabiliriz. Son bir yıldır giymediklerimizi de bir kategori yapıp bir yıl daha gözlemleyelim. Mümkünse yeni kombinler düşünüp tekrar kullanmaya özen gösterelim..

6.Yarım kalan işleri tamamlamak.

Yarım bıraktığımız kitapları gözden geçirebiliriz. Hâlâ okumak istiyorsak gözümüzün önüne, istemiyorsak şimdilik kitaplığımıza kaldıralım.
Yarım bıraktığımız hobi işlerimiz varsa bir bakalım, tamamlamak istiyorsak bir plan dahilinde bitirmeye çalışalım. Tamamlamak istemiyorsak ya da kararsız kaldıysak, ilham eksikliği yaşıyorsak şimdilik bir kutuya kaldıralım. Kutuyu da bir dolaba…
Yarım kalan bir arkadaşlık durumu varsa da bir telefon açalım ve bakalım ne düşünüyoruz ne hissediyoruz, ona göre aksiyon alırız.
7.Egzersizlere zaman ayırmak.
Hava soğuk ve yağışlı diye vaz geçtiğimiz egzersizlerimiz varsa onlara yavaş yavaş geri dönebiliriz. Bunun için haftada en az üç gün için plan yapalım.
İllâ kendimizi dışarı atalım ve yarım saat, bir saat yürüyelim. Biraz tempolu biraz etrafı seyretmeli bir yürüyüş yapalım.

8.Akşam temizliği yapmak.

Yok yok öyle büyük birşeyden bahsetmiyorum. Yatmadan önce mutfak tezgâhını toplamak, yıkanan bulaşıkları kurulamak ve yerlerine kaldırmak, kanepedeki battaniyeyi katlayıp yerine koymak gibi işlerden bahsediyorum. Bunu yaptığımızda sabah gördüğümüz manzara daha çok hoşumuza gidecektir.
Bakarsanız derlenip toparlanmış bir evde gece enerji akışı da daha düzenli ve olumlu olur.
9.Yatmadan önce kişisel bakım yapmak.
Şöyle güzel bir bitki çayı hazırlayıp cilt temizliğimizi yapmak, nemlendiricimizi sürmek, parmaklarımızla masaj yapmak, kokusunu sevdiğimiz bir mumu yakıp bir kaç sayfa kitap okuyarak uykuya hazırlanmak…Sadece okurken bile insanı mutlu ediyor değil mi?
Temiz bir çarşafta, temiz bir bedenle uyumak uyku kalitemizi de artırır. Hele ki bedenimize iyi davranmışsak hem güzelce uyur hem de sağlıklı bir şekilde uyanırız.

10.Günü huzur ile kapatmak.

Sabah bilinçli olarak seçtiğimiz neşe duygusu ile geçirdiğimiz günün gecesinde de bilinçli olarak huzurlu uyumayı seçmeliyiz.
Uykuya geçmeden önce “…bugün yaşadıklarım gün içinde kaldı, çözemediklerimi, bitiremediklerimi uyurken de yapamam. Yapabildiklerim için huzurluyum ve huzurlu olarak uyumayı seçiyorum…” diyerek uyursak hem kaliteli bir şekilde uyuruz hem de ertesi gün işlerimizi daha düzenli ve bilinçli yaparız.
İlkbahar geliyor diye içimizde oluşan kıpırtı bizi acele davranmamaya itmemelidir. Aksine o kıpırtıyı gün be gün yaşayarak tadını çıkarabilmeliyiz.
O hâlde günlük rutin işlerimizi yaparken kendimiz için anlar oluşturmaya, yavaşlamaya devam edelim.
Güzel bir Şubat ayı geçirmeniz dileğiyle…
Neden bu yazı dizisini Çarşamba günleri yayınlıyorum?
☕️ Belki de slow life dediğimiz şey sadece unutulmuş bir hatırlayıştır. Bu sebepten ben de her Çarşamba kendime de hatırlatıyorum:
☕️ Hayat aceleyle değil, ritmiyle güzel.
Çünkü Çarşamba, haftanın tam ortasında durup nasıl başladığımızı, nasıl ilerlediğimizi ve haftayı nasıl tamamlamak istediğimizi fark etme günü. 🌿🌨️


