Kitap - Yaşam

Muhabbet, Virginia Evans…

Harika bir mektup roman okuduğumu belirterek başlamak istiyorum. Sonra da orijinal adına baktığımda Türkçe adıyla arasındaki fark nedir acaba? soruma okuyup bitirdiğimde anladığım cevabını burada hemen yazıyorum:)

Romanın orijinal adı The Correspendent…Türkçe çevirisi yapılırken direkt sözlük anlamı olan Muhabir olarak çevrilmemiş ve bence de iyi olmuş. Muhabir olarak çevrilseydi gördüğümüzde aklımıza basın, medya, muhabir, gazeteci, gazete gibi sözcükler akın edecekti. Oysa Muhabbet şeklindeki çeviri, romanın esas kahramanı olan Sybil Van Antwerp’ün duygularını mektuplar yoluyla doğrudan tanıdığı ya da tanımadığı kişilerle paylaşmasına birebir uyumlu bir çeviri olmuş.


Sybil Van Antwerp, yetmişli yaşlarında, Maryland’de yaşayan emekli bir mahkeme kâtibidir. Yavaş yavaş da görme yeteneği azalmaktadır. Her sabah yazı masasına oturur ve erkek kardeşine, meslektaşlarının bazılarına, kız kardeşi gibi olan Rosalie’ye, bir iki sevdiği yazara, birkaç ders verdiği üniversitenin dekanına mektuplar yazar. Ayrıca kendisiyle ilgili çok daha kişisel yazılar yazdığı ve göndermediği mektupları da çekmecesinde biriktirir.

Sybil’ın ortanca çocuğu Gilbert bir kazada ölmüştür. Sybil’ın yaşadığı derin suçluluk duygusu evliliğinin de bitmesine sebep olmuştur. Yazdığı mektuplar onun dış dünyayla güvenli mesafeden bağ kurarak hayatına devam edebilmesini sağlamıştır.

Mektuplaşmalarının ilerlediği noktalarda Sybil geçmişiyle sarsıntılı bir şekilde yüzleşir, bu arada gizemli bir kişi tarafından da tehdit mektupları alır.


Bu mektup romanı okurken kederin bir insanı, bir aileyi, çevresini nasıl değiştirebildiğine yakından tanık oluyor pek çok yaşanmışlıklarımızla da bağ kurabiliyor, Sybil iyileşirken biz de iyileşebiliyoruz.

Virginia Evans’ın romanda öyle tatlı bir dili var ki yer yer de kendinizi gülerken bulabiliyorsunuz.


Spoiler vermemek adına o kadar tutuk yazıyorum ki romanın inceliğini, duygusallığını kırıyormuşum gibi geliyor. Ancak okuduğunuzda Virginia Evans’ın Women’s Prize for Fiction ödülünü boşa almadığını görüyor, Sybil’in geçmişiyle nasıl barıştığını gözleriniz yaşararak okuyorsunuz.

Roman hakkında bu kadar anlatmak istiyorum. Ayrıca tüm dünyadaki okurlarında yarattığı etkiyi bende de yarattığını belirtmeliyim. Mektup yazma isteğinin geri geldiğini…Biz de Sybil Van Antwerp gibi ister eskisi gibi kağıt ve kalemle istersek de e-mail yoluyla mektuplar yazmaya devam etmeliyiz. Dijitalleşen dünyada birbirimizle olan bağlarımızı kesip köşemize çekilip yalnızlık içinde hayatımıza göz yummamalıyız.

Not: Her okuduğum kitabı elbetteki kendim alıyorum ama #reklam yazalım bakalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir