Tipik olarak kitapçıda kitabı elime aldığımda biraz içini karıştırıp biraz arka kapağı okuduğumda konusu ilgi çekici geldi. Bir de sıcak yaz günlerinde okumak için ideal görünüyordu.
Gerçekten de bir tren seyahatime denk getirdim ve dört saatlik süre içinde soluksuz okudum ve bitirdim.
Doğrusu arka kapak da romanın içi gibi manipülatif aslında…
Okuması zevkli bir kitaptı ancak sonuna geldiğinizde başlangıçta iyice yükseltilen heyecan pek kalmıyor.
Kocamın Karısı romanının konusu nedir?
Küçük bir kasaba olan Hope Falls’a ailesiyle yeni taşınan ressam Eden Fox, sergiden birkaç saat önce her zamanki gibi stress atmak için sadece spor kıyafeti ile koşuya çıkar (telefonsuz, takılarını da çıkarmış olarak). Evine döndüğünde ise anahtarı kapıyı açmaz. Kapıyı çaldığında ise açan kişi tıpkı kendisine benzemekte ve Eden Fox’ın kendisi olduğunu iddia etmektedir. Öyle ki kapıya gelen kocası da karısına, kapıyı çalan bu yabancı kadının kim olduğunu bilmediğini iddia etmektedir. Harrison’ın kendisini, karısını nasıl tanımadığına anlam veremeyen Eden yıkılır ama hiçbir eşyası yanında olmadan henüz kendisine yabancı olan bu kasabada kendisini nasıl ispatlayacağını da bilemez.
Birdy kendisine miras kalan, kasabanın en ucunda yer alan, anneannesine ait olan Spyglass adındaki bu büyük evde süslü püslü bir mektup bulur. Merak edip inceler. Mektup Thanatos’tan gelmektedir. Bu insanlara öleceği tarihi hesaplayabilen bir şirkettir. Ve gerçekten anneannesi mektupta yazan tarihte vefat etmiştir.
Thanatos şirketi, kasaba polisi Carter, sergi salonu sahibi Diana Harris, Birdy, Jane ve Harrison’un çok düşkün olduğu, rahatsızlığı nedeniyle bir bakımevinde yaşayan kızı Gabriella ile olaylar hem örülüyor hem çözülüyor.
Tam daha önce okumadığın bir yazarın heyecan düzeyi yüksek bir romanını okumaktan mutlu olup arada durup düşünerek bir sonraki bölüme geçiş yapıyorsunuz birden olayların yönü değişiyor. Daha doğrusu çözümleme beklediğiniz gibi olmuyor.
Heyecan düzeyi çok yüksek bir roman okumaya başlamışken birden sezon finali yapan diziye denk gelmiş gibi oluyorsunuz.
Buraya kadar yazdıklarımdan beğenmediğim anlaşılmasın. Romanı beğendim ve bir Alice Feeney romanı daha okumak istiyorum. Rahat okuma yapmak istenen zamanlar için ideal…
Not: Romanın içine anahtar şeklinde bir kitap ayracı konması fikrini de çok beğendim. Okuyucu olarak, sanki kitabın kapağını her kapatıp açışta anahtar sizin elindeymiş hissi yaratılmış adetâ…
Keyifli okumalar dilerim…


