Bahçe - Ekinokslar, Cemreler, Özel Günler

Cemreler düşmeye başlıyor…

Bu sene (Şubat’ın 20’si yıl 2026), birinci cemrenin havaya düşmesi ile Ramazan ayının başlaması aynı günlere denk geldi. Bolluk ve bereket kat be kat olacak demek ki…

Zemheri soğukları ya da erbain günleri adı verilerek anılan çok soğuk günler yani karakış, 30 Ocak’da sona erdi. Yaklaşık olarak 50 gün süren hamsin günlerinin içindeyiz. Çok soğuk günler, yer yer esen toz içerikli ılık rüzgârlarla yerini soğuk günlere bırakıyor. İşte cemrelerin formülü de bu anlatımın içinde gizli. Yer yer esen ılık rüzgârlarla soğuk olan atmosferde ılıman bir akım oluşmaya başlar. Şöyle ki güneş ışınları yeryüzüne değip alttaki havanın ısınmasına sebebiyet verir. Isınan hava yükselir, soğuk hava aşağı doğru iner. (Bu her an gerçekleşir.) Yükselen havanın içindeki su damlacıkları üst katmanlarda yoğunlaşarak bulutların da oluşmasına katkıda bulunur. Bu da dolu, kar, yağmur gibi yağışların bahar mevsimlerinde artmasının sebebidir.


* Cemre nedir?
*Cemre gerçekten düşer mi?
*Kaç tane cemre olayı var ve nerelere düşüyor?
*Cemreler bitince hangi doğa olayları var?

Cemre nedir?

☄️Cemre, kor ya da ateş anlamına gelen arapça kökenli bir sözcüktür. Yorumlanırken kor haline gelmiş ateş şeklinde de yazılan kaynaklar bulunmaktadır. Altay Türklerinde de cemre sözcüğü imere olarak karşımıza çıkıyor ve cemre sözcüğü ile hemen hemen aynı anlama karşılık geliyor.

☄️Aslına bakarsanız tarihin her döneminde Dünya’nın dört bir tarafında yaşayan çeşitli ırk ve milletlerde, çeşitli coğrafyalarda ve iklimlerde yaşayan insanlar ilkbahar mevsimini, kış mevsiminden yaz mevsimine doğru bir geçiş dönemi olarak görmüşlerdir. İşte bu geçiş döneminde havanın bir ısınıp bir soğuyarak dengeye gelmeye çalıştığı dönemlere de kültürlerine uygun olarak hem değişik isimler vermişler hem değişik hikâyeler anlatmışlar. Araştırılıp çeşitli kaynaklar okunduğunda ise adına her ne denirse densin hepsinin de aynı doğa olaylarına karşılık geldiği görülür.


Cemre gerçekten düşer mi?

☀️İnsanoğlu var olduğundan beri içinde yaşadığı dünyayı anlamaya çalışmıştır. Neden bazen gökyüzünde etrafı görmelerini sağlayan aydınlığın ve ısının geldiğini düşündükleri pasparlak bir ateş topu varken bazen de neden sular düşüyor gökyüzünden? (malum hemen güneş ve yağmur adları verilmemiştir heralde😊)

🐧Kıştan yaza doğru yaşanan mevsim geçişlerinde hava durumunda meydana gelen hemen hemen ilk değişim cemreler dönemine denk gelir. Gözlem yapan atalarımız bir bakmışlar ki hemen hemen her yıl 19-20 Şubat gibi kuşların ötüş şekli değişiyor, ağaçların dallarındaki gözlerinde minik yumrular oluşmaya başlıyor, gündüz süreleri uzuyor, bir gün sıcak bir gün buz gibi bir hava sıcaklığı olmaya başlıyor diyorlar ki “…birinci cemre (kor ateş) havaya düştü…” Böylelikle de hava biraz ılınmaya başladı.

Anlayacağımız somut olarak düşen bir şey değil cemre…Yüzyıllarca yapılan gözleme dayalı, soyut ama insanları bir neşe içinde bir arada tutmaya, duyguları, umutları paylaşmaya sebep olan kutlanmaya değer bir doğa olayı cemreler…


Kaç tane cemre olayı var ve nerelere düşüyor?

💨💦🌱Yaşadığımız bu zaman diliminde, içinde bulunduğumuz yarımküreye, Güneş ışınlarının geliş açısı günbegün değiştiği için hava olaylarının gerçekleşme sıklığı da artmaya başlar ta ki gece sıcaklıkları da artmaya başlayana kadar. İşte bu zaman zarfında da ilk kor havaya düşer yani hava molekülleri ısınmaya başlar; ikinci kor suya düşer yani artık karlar erimeye dereler çağlamaya başlar; üçüncü kor da toprağa düşer ve toprak içindeki canlılık hareketleri başlar. Ağaçların gövdesine su yürümeye başlar. O halde:

Üç tane cemre olayı var:

⚡️Birinci cemre 19-20 Şubat’ta havaya,

⚡️İkinci cemre 26- 27 Şubat’ta suya ve

⚡️Üçüncü cemre 5- 6 Mart’ta toprağa düşüyor.


Cemreler bitince hangi doğa olayları vardır?

🌿🪾✂️Üçüncü cemreden hemen sonra artık bağ budama, meyve aşılarını yapma zamanı gelir.

🌀🥶”…Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır.” demiş atalarımız. 11 Mart’ta da beş gün sürecek olan kocakarı soğukları başlar. İşte bu günler ekim- dikim yapanlar için oldukça kritiktir çünkü kocakarı soğukları bitince havadaki sıcaklık artışı insanları erken ekim- dikim için kandırabilir.

🌀🥶Ekinoksun ertesinde, 21 Mart’ta “mart dokuzu” denilen, bir hafta- on gün sürecek olan soğuklar başlar öyle ki oluşan sıcaklık değişiminin etkisinde kar yağabilir ki geçen sene 19 Mart’ta epey bir kar yağmıştı Ankara’ya…Her zaman tedbirli olmak gerekir😊

🌀🥶“Kork Aprılın Beşin’den, camızı ayırır eşinden…” demiş atalarımız. Aprıl’ın beşi Rumî takvime göredir ve miladî takvimdeki karşılığını bulmak için 13 gün ekleriz. Dolayısıyla Nisan’ın 18’i gibidir.

Yine atalar “…aprılın beşinde tohum ya elde olmalı ya da yerde…” demişler. Eğer tohumları baharın ilk sıcaklarına aldanıp dikmişseniz ve filizlenmişse, maalesef ya aprılın beşinde ya da onbeşinde gelen soğuk hava dalgası ile o filizler donacaktır. Ancak henüz ekmemişseniz tohum elinizdedir ya da bu günleri hesaba katarak öyle bir tarihte ekmişsinizdir ki henüz toprak altındadır. Bu şekilde tohumlar korunmuş olunur.

🌀🥶Yaklaşık olarak Nisan’ın 25’i ile Mayıs’ın ilk haftası arasında kalan, tam kış bitti derken insanları gafil avlayan, aprılın onbeşi de denen soğuk günlere de camuz kıran, camış (manda) kıran gibi isimler verilmiş.

Anî bir soğuk ile beraber yaşanan bu son don olayı erken açan badem, kayısı gibi ağaçları olumsuz etkileyebilir. Geçen sene maalesef tüm yurtta, bu soğuk ve don olayı badem ve kayısı ağaçlarının donmasına dolayısıyla kayısısız geçen bir yıla sebep oldu.

🌀🌿Rumi takvime göre Mayıs’ın yedisine, miladî takvime göre ise Mayıs’ın 20’sine denk gelen günlerde ise şiddetli esen rüzgârlar görülür ki buna da halk arasında “engirkıran fırtınası” adı verilir.

Üzüm asmalarının taze sürgünlerine engir adı verildiğinden bu sürgünleri, ağaç dallarını kıran rüzgârlara engirkıran, filizkoparan rüzgârları adı verilmiş.


🌱Benim kişisel gözlemlerim de Mayıs ayının onbeşinden sonra toprağa diktiğim fidelerden daha iyi verim aldığımı göstermektedir.

🌱Isınan havanın cazibesi elimdeki fidelerin bir kısmını 15 Mayıs’tan önce toprağa dikmeye iter beni de…Bu durumda da korumak için çok çaba sarfederim ve bazılarını da ani soğuk ya da rüzgârlara karşı koruyamam…İç mekânda ona göre tohum ekmişsem sorun yoktur ama macerayı yine de başarıyla bitirmek ister her insan 😊


Eski zamanlardan bu yana kayıt tutmak hep önemli olmuştur. Modern olmanın eskiyi unutmak demek olmadığını anlamış olmamız gerekir.

Modern olmanın, çağın teknolojisine ayak uydurmanın bir yolu da bilgiyi muhakkak yazılı hale getirmek demek olduğunu idrak etmeliyiz. Bahsi geçen eskimeyen eski tabirlerin bazılarını yukarıda anlattım ve bu tabirler adeta yemeğe eklenen baharatlar gibidir. Bu baharatlar yani eski tabirler, yaşanmışlıkların dilden dile anlatılması olmasa, yaşanılan meteorolojik olaylara bakışımız da yavan bir yemeğin tadına dönerdi. Sizce de öyle değil mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir