Günümüzde bu kadar hızlı yaşanan ve yaşanmak zorunda bırakılan bir dünyada sanki elinizde bir kumanda olduğunu düşünün ve “pause” tuşuna basın, mümkün mü? Neden olmasın zaman zaman bunu yaptığınızda kendinizi ne kadar iyi hissettiğinize ve yaşam koşullarınıza göre kaç kere basacağınıza karar verebilirsiniz. Burada kendinizi kaç kere bastım stresine sokacaksanız bir anlamı kalmayacaktır çünkü önemli olan kargaşanın ortasında kendinizi durdurduğunuzda ne yaptığınız ve zihninizi ne kadar rahatlatabildiğinizdir.
O hâlde hepimize iyi gelecek bir kaç öneride bulunabilirim ve ne kadarını ne kadar zamanda ya da hiçbirini değil de kendi aklımıza gelen bambaşka şeyleri ne kadar uygulayacağımız sadece ve sadece bizim irademize bağlı olacaktır. Birkaç hedef görmek hiç görmeyip karanlıkla etrafa savrulmaktan iyidir değil mi?
1.Uyanırken bilinçli davranmaya başlamak.
Çoğu zaman kurduğumuz alarm sesiyle beraber uyanır, kalkar elimizi yüzümüzü yıkamaya gideriz. Bunun yerine gözümüzü açıp alarmı kapattığımızda önce bilinçli bir şekilde gülümseyip beynimize bir mutluluk “impulse” u gönderelim. Sonra kollarımızı, bacaklarımızı hissedip parmaklarımızı oynatıp yeni bir güne daha uyandığımız için şükredelim. Kalkıp banyoya gittiğimizde elimizi yüzümüzü yıkayacağımız akan bir suyumuzun olduğuna şükredelim ve hakkını verelim. Bu şekilde güne başladığımız ilk anlarda her şeyin farkına vararak güne hazırlanırız.

2. Kahvaltımızı ederken düşünmeye zaman ayırmak.

Günümüzde “zamansızlık” kavramının ardına sığınıp kahvaltı ederken gündemden haberdar olmak adına telefon ya da tabletlerden gündem takip ediliyor ve güne zihnen hazırlanmak kısmı araba ile işe gidilen zamana atılıyor. Oysa evimizin dışındaki uyaranlarla mücadele etmeye başlamadan önce kendimize, ailemize odaklanacağımız bir kısa zaman dilimini daha verimli kullanabiliriz. İçtiğimiz bir fincan kahvenin ya da çayın tadının nasıl olduğunu düşündüğümüz bir an bile çok keyiflidir. Ağzımıza attığımız bir lokmanın lezzeti ise ne kadar mükemmel…”Aa kahvaltım da bitmiş, ben çıkıyorum…” cümlesinin tatsızlığı gündemin ağırlığıyla harmanlanmadan keyifle ya da en azından pozitife dönük bir nötr duygu durumu ile dışarı çıkmamızı sağlamayacak mıdır son içecek yudumuyla son lokmayı aynı anda bitirmenin keyfi😘
3. Öz bakıma önem vermek.
Günlük işlerin karmaşasında kendimize ait bazı şeyleri erteleme gibi davranış eğilimlerimiz var çoğu zaman…Öz bakım deyince banyo yapmaktan tutun da saç taramak, tırnak kesmek ya da oje değiştirmek, makyaj yapmak ya da sadece bir nemlendirici sürmek kadar doğada kısa ya da uzun bir yürüyüşe çıkmak, kitap okumak, şekerleme yapmak, egzersiz yapmaya kadar pek çok şey anlaşılır.
Etrafınızdaki insanlar öz bakıma zaman ayırmanın bencilce olduğunu düşünebilirler ama kesinlikle öyle değildir. Kendinizi hayata hazırlamanın en zarif biçimidir. Bu şekilde hem kendiniz hem de çevrenizdekiler için en iyi halinizde olursunuz aslında…

4. Bilinçli yemek yemek.

Acıktığınızı hissettiğinizde ekran karşısında bir şeyler atıştırmak yemek yemek değildir. Çoğu zaman bu işlemin sonucu “…ben ne yedim ki…” sorusuyla biter ve sonrasında olacakları da bilemeyiz😊 Karnımız acıktığında paketli gıdaya ya da hazır yemeğe yönelmek de her zaman uygulayacağımız bir durum olmamalıdır. Madem acıktık ve yemek yemeliyiz o hâlde imkânımız ölçüsünde hazırladığımız özenli bir tabağı önümüze koyup şükrederek ve her lokmasının tadına vararak ekrandan uzak bir şekilde yemeye özen göstermeliyiz.
5. Minimalizmi benimsemek.
Bunu dediğimde illa az eşyanız olsun demiyorum olsa iyi olur ama kendinizi nasıl iyi ve mutlu hissettiğiniz tabii ki daha önemlidir. Minimalizm deyince etrafınızı derli toplu tutmak, kırık dökük ve çatlaklardan arınmak da giriyor işin içine…
İnsanın çalıştığı, zaman geçirdiği ya da uyuduğu ortamı derlemesi ve toparlaması bu eylemi yaptığı zaman içinde zihnini de berraklaştırması anlamına geliyor çoğu kez…Bu şekilde derleyip topladığınızda hem temiz bir alan açmış olursunuz ve ortada bıraktıklarınız gerçekten sizin için bir anlamı olan ya da öncelikle yapmak istediğiniz işler hatırlatanlar olur.
Eşyalarınızın kırılanlarını, çatlayanlarını ya da artık güncel olarak işinize yaramayanlarını sınıflandırmaya başlamak bile çok rahatlatıcıdır. Hele size artık hizmet etmeyen eşyalarınızı hâlâ birilerinizn ihtiyacını giderecek şekilde tasnif edip ulaştırmaya sağlamak size büyük bir başarı duygusu ve yardım etmenin şefkatli kollarını hissetmeyi sağlayacaktır.

6. Sınırlarınızı belirlemek.

Bu başlık cümlesi sertmiş gelir insana ama aslında büyük bir öz şefkat içerir. Sınırlarınızı belirlediğinizde siz de rahat edersiniz çevrenizdekiler de…Sınırlarınızı belirlemek zamanınızı ve enerjinizi en verimli şekilde kullanabilmeyi getirir. Yavaş yaşam da tam olarak bu değil midir? Enerjiyi ve zamanı en düzgün şekilde kullanmak…
Yapmakta olduğunuz işin önem derecesini belirleyip öyle o işe başlarsanız biri sizden bir şey istediğinde işinizi ne sürede bırakabileceğiniz ve o kişinin yardımına hemen koşup koşamayacağınızı belirlemenin ilk adımı olacaktır. Gerektiğinde hayır diyebilin. Bunu yapabilmek için de sınırlarınızı iyi belirlemelisiniz. Bunun için de kendinizin farkında olup bunun için düşünmüş olmanız gelişigüzel hareket edip tahmin edilemez biri olma imajını yaratmak yerine sınırlarına saygı duyulan biri olmanızı sağlar.
Sınırlarını belirlemek bencillik etmek değildir. Aksine daha da şeffaf olmak demektir.
7. Hobileriniz için zaman ayırmak.
Öncelikle herkesin bir hobisi olması yaşamını içinde hoşuna gidecek bir cep yaratması gibidir. O cebin içine girer ve içindekilerle ruhunuzu beslersiniz.
Hobinizin ne olduğunu bulmaya çalışırken kendi iç dünyanıza bakmanız tavsiye edilir. Sorulduğunda ilkokuldan beri verilen standart cevaplar vardır: Kitap okumak, film izlemek, örgü örmek, maça gitmek gibi…Bunların dışında balık tutmak, resim yapmak, seramik yapmak, çini yapmak, el işi yapmak, marangoz işleriyle uğraşmak, bitki beslemek, evcil hayvan beslemek, sokak hayvanlarını beslemek, doğa yürüyüşü yapmak, kamp yapmak ve daha pek çok şey olabilir.
Hobileriniz için yaşantınızın içinde özel bir zaman yaratmak mümkünse de bunun için zaman belirlemek en iyisi olacaktır. Sizi mutlu ettiği sürece de sürdürülebilir olması içsel tatmini sağlayacaktır. Bazı hobilere zamanla ilginizi yitirmek sorun değildir çünkü belki de o zamanda yeni bir hobiye kapı aralanıyordur…

8. Ev ortamını sakin bir yaşama uygun hâle getirmek.

Evet döndük dolaştık ve uyandık, yaptığımız her işten sonra da sığınağımız olan evimize geri döndük. Ev ortamımız huzurlu ise biz de hemen o huzurun kollarına kendimizi bırakabiliriz.
Evimizde kullandığımız mobilyalar kadar, ev bitkilerimiz, kullandığımız renkler, evin her alanında elimizi attığımızda bizi mutlu edebilecek objeler de çok önemlidir. Her birinin kendimiz ve ailemizin her bireyin iç dünyasına hitap edebilecek detaylara sahip olması iç huzurumuza katkıda bulunacaktır. Yavaş ve sakin bir yaşam için bu anlayışa uygun dinginlikte renk ve dokuların mümkün olduğunca seçilip yerleştirilmeleri ve olabildiğince doğal malzemelerden seçilmeleri iyi olacaktır.
Bu maddeleri çoğaltmak ve çeşitlendirmek elbette ki mümkündür. Şimdilik bu kadarı yeter diye düşünüyor ve sizlerden gelebilecek önerilere de açık olduğumu belirtmek istiyorum. Bilinçli olarak yapacağımız sakin yaşam koşullarını seçmek ya da oluşturmak kendimizin daha iyi versiyonunu bulmak için güncelleme yapmak gibidir. öncelikle istemek sonra da harekete geçmeyi içerir, sevgilerimle…



