Kitap - Yaşam

Neyi Bilebiliriz? Ian McEwan…

Distopik kitap deyince gözümün önüne gelen metinler, daha doğrusu paragraflar olur hemen…Bu da kitap türü hakkındaki önyargı denebilir. Bana göre -ki bunu yazarken böyle bir tanımlama geçti içimden:)- ben de bu kitap için öyle önyargılıydım. Çünkü bu kitap için de şöyle demişlerdi “…meşhur İngiliz yazar Ian McEwan’ın distopik romanı…”Fakat gelin görün ki şimdiye kadar bu şekilde yazılmış bir distopik roman okumadım. Günümüzden neredeyse 100 yıl sonrasından 2014 yılına bakarak yazılan bir roman…Öyle devasa yaratıklar, susuzluk, kuraklık gibi durumlar yok daha farklı durumlar var…

Neyi Bilebiliriz? romanının konusu nedir?

Bir İngiliz edebiyatı profesörü Thomas Metcalfe, kendi bulunduğu yıl olan 2119 yılından yaklaşık 100 yıl önce 2014 yılında, ünlü şair Francis Blundy’nin, karısı Vivien’a doğumgünü armağanı olarak yazdığı ve dostlarını davet ettikleri akşam yemeğinde okuduğu, gizemli bir şiirin peşine düşer. Çünkü şiirin muhteşem olduğu bilinmekte ancak hiç yayınlanmadığı için de arayınca bulunamamaktadır.

Batı dünyasında 2119 yılında nükleer bir felaket sonucunda pek çok yer su altında kalmıştır. Dolayısıyla geçmişe ait bilgilere ulaşmak her zamankinden daha zordur. Ancak Metcalfe asla pes etmez. Doğumgünü yemeğine katılan dostlar hem ailenin çok eski dostları hem de kendi alanlarında yetkin kişilerdir. Maillerle birbirleriyle iletişim kurabilmekte, duygularını yazıya aktarmayı sevmektedirler. Ancak kimse şiiri bir yere not almamıştır.

Bilinen en ana nokta olayın hikâye örgüsü Vivien’ın etrafındadır. Vivien biraz gizemli bir kadındır. Eğitim hayatından sonra işini eşi için geri plana atmış ama yaptığı diğer işleri de oldukça iyi yapmaktadır. Ancak insanlarla ilişkileri biraz düzensizdir. Elbette sebepleri var ama burada yazmayacağım.

Metcalfe bir yandan da Francis ve Vivien’ın hayatının kendi hayatı ile bir paralellik taşıyor gibi olduğunu düşünür zaman zaman ve şiiri çok merak eder. Acaba Blundy’nin şiirinin ana teması nedir? Bugün (2119 tarihi) için bize geçmiş ve tarih hakkında ne anlatabilir? Madem şiir o kadar önemli ve benzersiz bulunmuştu, o şiiri benzersiz ve çok önemli kılan neydi? Nasıl bir anlatımdı? İçeriği neydi?

Yazar McEwan, kendi romanı için ne demiş?

McEwan romanı hakkında bir röportajda şöyle demiş:

Hayatımızı ölüler ve henüz doğmamış olanlar arasında yaşıyoruz. Ölüler hakkında biraz bilgi sahibiyiz, ama sandığımız kadar değil. Şimdiki zaman hakkında ise şiddetli bir şekilde fikir ayrılığına düşüyoruz.

Geleceğin insanları bizim kavrayışımızın ötesinde, ancak onlara ne miras bırakacağımız konusunda endişeliyiz. Onlar bize geriye baktıklarında, onlara bıraktığımız küçülmüş dünyayı düşündüklerinde ne düşünecekler?


McEwan Neyi Bilebiliriz? romanı için ayrıca

Doğal ve kendi kendimize yarattığımız tüm felaketlere rağmen, bir şekilde hayatta kalma becerisine sahibiz.

Günümüzde, dünya hakkında hiç olmadığı kadar çok şey biliyoruz ve bu bilgiyi silmek zor olacak. Büyük büyük torunlarımız bir şekilde hayatta kalacaklar, [ama] bedelini hesaplamak veya suçu üstlenmek için biz orada olmayacağız. Bu romandaki amacım, geçmişin, bugünün ve geleceğin zamanın engellerini aşarak birbirleriyle konuşmasına izin vermekti.

şeklinde konuşmuş bir röportajında daha…

Ian McEwan kimdir?

Kendisi İngiliz romancı, 1948 yılında doğmuş yani günümüzde 78 yaşında. Bol ödüllü olan yazar, yazı hayatına ilk başladığı yıllarda karanlık temalı romanlar yazdığından “ürkütücü Ian” lakabı ile anılmış bir süre…Esasında dünya çapında ün kazanan ve oscarlı bir filme de konu olan romanının adı “Kefaret” imiş (ben de en kısa sürede okuyacağım henüz sırada olan romanlarım da var üstelik ama…)

İnsan psikolojisini özellikle de karanlık taraflarını, modern toplumun ahlak kuralları ile yaşadığı sıkıntıları, sıradan görünen hayatların yaşadıkları sıra dışı durumları ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini son derece ince, etkileyici ve ölçülü bir şekilde sürükleyici yazmasıyla tanınır.

Neyi Bilebiliriz? romanı yazarın 18. romanıdır ve ilk olarak 2025 yılında yayınlanmıştır.

Benim roman hakkındaki düşüncelerim:

Bir gün “…acaba ne okusam…” dediğimde ya da bundan on yıl sonra romanı tekrar okumak isterim. Yazarın yazı tarzı tam anlamıyla zamansız. Bir noktadan sonra bunu da inceleyerek okumaya başladım ama çözemedim sanırım. Öyle ki bu yine beni “edebiyat” okumaya heveslendirdi. Acaba önümüzdeki yıl sınavlara girsem de edebiyat bölümünü mü okusam?

McEwan romanda adı geçen her karakteri ruh halleri, yaptıkları işler, Blundy ailesi ile olan ilişkileri ve içinde bulunulan mekânları öyle bir anlatıyor ki resmin eksik parçalarını da sizin zihniniz tamamlıyor.

Bir kere gelecekte bir dünyada olup bitenleri anlatırken geçmişte yaşanan bir gizemli olayın ve olaya dahil olan insan ilişkilerinin, yazışmalarının incelemesini yapabilmek nasıl bir şeydir? Gelecekte böyle mi olacak?

Aradaki olanları yazmak ağır spoiler olur. Bu sebeple romanın ikinci yarısından sonra sorunun cevabına doğru gidiliyor diyebilirim:). Bir yazarın daha yazı tarzını ve kitaplarını tanıdığım için de mutluyum.

Not: Bir ilginç durum yaşadım kitabı okurken, paylaşmak isterim: Genelde roman okurken Mahler’in eserlerini dinlerim. Böyle hafifçe arka fonda çalar ve çok tatlı olur. Koltuğa gömülür ve okur okur okursun.

Bu romana da öyle başladım ancak 100. sayfa civarı içimden bi ses dedi ki aslında bu romanı okurken Beethoven daha iyi olur gibi…Hemen beethoven’ın tüm eserleri çalma listemi açtım. Bi anda okuma hızım daha akışkan oldu sanki. Kelimeler daha anlamını buluyor, okuduklarım arasındaki bağı daha iyi kurabiliyordum. “…Allah allah…sebebi nedir acaba?…” diye düşünürken 114. sayfaya geldim. İkinci paragrafın sonu ve üçüncü paragrafta şöyle yazıyordu:

…Vivien Rachel’e şunu yazmıştı: “Şampanya vardı.Herkes hem neşeli hem üzgündü…Bu sevimli dükkân öbür gün kapanıyordu, tam kırk bir yıl sonra…”

1997’de Percy’e bir müşterisi şunu yazmıştı: “Bütün bunlardan sonra (size teşekkür ederim!) ilk gösterisine çıktı; Beethoven Razumovsky üç; Holywell salonunda…

Evet böyle alıntı yapınca anlamsızmış gibi görünebilir ama beni düşündüren, hiç üşenmeden kalkıp çalma listesini değiştirip Beethoven eserlerini dinlemeye başlamam ve birkaç sayfa sonra karşıma Beethoven’ın bir eserinin dinlenilmesiyle ortaya çıkan hayranlık duygusunu okumam arasında nasıl bir iletişim olduğuydu…

Sonra Razumovsky üç eserini araştırdım ve sonuç şöyleydi:

Bu eser 1806 yılında, Viyana’da bulunan Rus büyükelçisi Andreas Razumovsky’ tarafından ‘nin siparişi üzerine bestelenmişti. O dönem oda müziği için çok karmaşık bulunan eser günümüzde bir şaheser olarak adlandırılıyordu.

Diyeceğim o ki, romandaki hem geçmiş dönemde hem gelecek dönemde yaşanan girift ilişkilerin ambiyansına bu müziğin hem karmaşıklığı hem de bir başyapıt olması acaba yazar Ian McEwan’ın da bilinçaltı kodlaması mı olmuştu acaba? Tıpkı Virginia Woolf’un Dalgalar romanının okuma ritminin dalgaların ritmine uygun olması gibi? Burada McEwan’ın eserinin başyapıt olması için manifestledi mi acaba?

Keşke yazar’a bunu sorma imkânımız olsaydı…

Herkese şimdiden iyi okumalar dilerim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir