Küçük bir çocukken, ilkokula giderken, sabah kalkınca camdan dışarı bakardım hemen…Eğer yağmur yağıyorsa ya da dün yağan karların bir kısmı bugün eriyip çamurlaşmışsa “…öf ya öf…” diye yarı sinirli yarı üzgün davranışlar sergilerdim. Annem ise “…öyle söylenmez…bereket yağıyor, diye sevinilir…” derdi. “…ama çoraplarım çamur olacak, öğretmen kızacak…” derdim. “…olsun varsın, yıkarsın geçer…” derdi. Geçermiş gerçekten, her şey geçermiş…Annemin cevapları o zamanlar beni hiç de yatıştırmazdı ama gelecek yıllarda sıkça anacak kadar da aklıma yazdığımı da bilemezdim…
O kadar haklıymış ki…
Biliyorum sizin için çok anlamı olmayabilir bu konudan domatese geçişim…Benim için oldukça anlamlı ve birbirine bağlı konular esasında çünkü şimdi burada hepsini yazmak istemediğim diyaloglar, yaşanmışlıklar başkaca nasihatlar de var🙏
Domatesten önce buraya şu notu da düşmek istiyorum, biz de çocuklarımıza pes etmeden söylemek istediklerimizi söyleyelim; gün gelir yollarına ışık tutar belki…
Şimdi neden yazlık domateslerimizi Ağustos ayının sonunda konserve haline getiriyor, çeşit çeşit soslar hazırlıyoruz?
Yazdan kalma tazecik lezzetleri kış mevsiminde de sofralarımızda nefis bir şekilde tüketmek, yaz mevsiminin güzel anılarını hatırlamak birinci sebep benim için…İkinci sebepse market raflarında içine konan koruyucu kimyasal maddelerle bizim alıp tüketmemiz beklenen domates ürünlerini mümkün olduğunca az almaya çalışmak içindir. Bir üçüncüsü de sevdiklerimle paylaşmak…
Yaz mevsiminin son ayı olan Ağustos ayı mevsimin tadının çıkarılması için olağanüstü güzel bir aydır. Öğlenin yakıcı, kavurucu sıcağına rağmen akşamüstleri tatlı bir esinti çıkar. Yalnız o esintinin kıymetini bilmek gerekir nasıl mı farkederek…Çünkü bir saat sonra falan yerini dingin sıcak bir akşama havasına bırakır. Zaten aslolan budur yaşadığın her ânın fakına varıp kıymetini bilmek…
O hâlde kahvaltılarımızda güzelce dilimleyip tuz ile tatlandırıp hazır taze fesleğenler de var iken fesleğen yapraklarıyla taze bir lezzet daha ekleyip afiyetle yediğimiz, akşam yemeklerimizde ister yemeğimizi lezzetlendirip istersek de salatalarımızda kullanıp o enfes tadıyla şenlik yaşadığımız domateslerimizin bir kısmını da kışa ayırabiliriz öyle değil mi? Bu şekilde zamanın içinde zaman açmış olmaz mıyız? Oluruz elbette💃
Bakalım bize ilham olacak, yaptığımızda keyfimizi bin kat yerine getirecek yapamadığımızda da yerine başka şeyler yapmış olacağımız adımların neler olabileceğine…
1.Bu ay neredeyse her akşam “golden hour”…Mümkün olduğunca bu saatlerde dışarıda ve telefonsuz bir yirmi dakika geçirelim.
2.Sıcağın bizi en bunalttığı an kışın en soğuk gününü aklımıza getirip gülümseyelim.
3.Olgunlaşan yaz meyvelerinin tadını çıkaralım ve tıpkı domatesler gibi bu meyvelerin de “…yazdan kalma lezzetler…” kategorisinde kışa doğru uzanmasını sağlayalım.
4.Sakin sabahlar için kendimizi akşamdan programlayalım.
5.Sabah yürüyüşü yaparken ağaçların arasından sızan güneş ışınlarını tek tek farketmeye çabalayalım.
6.Akşam yürüyüşü yaparken adımlarımızı unutacak kadar etrafımızı seyre dalalım, yaz akşamı havasını ve kokusunu zihnimize kazıyalım.
7.Akşam yemeklerimizi mümkün olduğunca açıkhavada yiyelim. Varsın sinekler ve arılar bizi hop oturtup hop kaldırsın:)
8.Gün içinde başımıza gelenleri ailemize, sevdiklerimizle öylesine anlatalım. Zira bir gün hatıraya dönüşecekler.
9.İnformal ortamda dilimizin sürçmesinin, içten gelen düşüncelerimizin sıralı sırasız anlatımının, ilginç kahkahalarımızın birer hatıraya dönüşeceğini düşünerek daha çok kahkaha atalım.
(Annem dili sürçtüğünde güldüğümüzde böyle derdi “…gülün gülün, gün gelir hatıra olur…” gerçekten de öyle oluyor ve insanı tıpkı o gün gibi gülümsetiyor.)
10.Bu ay kendinize bir dilek defteri tutmaya başlayalım. Yeni yıla kadar aklınıza geldiği her an bu deftere bir dileğinizi yazalım.
11.Hep gelecekteki sana bir mektup yazmamız söylenir ya da “…on yıl sonra kendini nerede buluyorsun…” gibi bir soru sorulur. Ben diyorum ki dönüp beş ya da on yıl önceki halimizi hatırlayıp bugünden o gün ki sana bir mektup yazıp gelecekteki sana nazik bir gülümseme yolla…
12.Onbirinci maddeyi yapabilirsek, çocuğumuzla konuşurken “…ben senin yaşındayken…” diye başlayan cümlelerimizin yerini daha başka parlak cümleler alır belki…
13.Bu sene okuduğumuz kitapları şöyle bir gözden geçirelim ve yılın ilk altı ayında okuma eğilimimiz hakkında kendimize küçük bir sunum hazırlayalım:) Kendimize sunum hazırlamanın tadına varalım.
14.Elbise dolabımızı düzenleyelim ve yeniden kullanılabilir, geri dönüşüm gibi ayrımları yapıp dolabımızı yeniden yerleştirelim.
15.Ayakkabı dolabımızı temizleyip düzenleyelim.
16.Dış mekânda yapabileceğimiz hobilerimizi gözden geçirelim ve bir iki tanesini uygulayalım.
17.Bir saat boyunca hiç telefona göz atmadan kitabımızı okuyalım.
18.Yarım bıraktığımız bir kitabımız varsa on dakika tekrar okuyalım ve bitirip bitirmemek konusunda yeniden bir değerlendirme yapalım.
19.Evimizde yapılması gereken tadilatlar varsa onları bir sıraya dizelim. Kendi yapabileceklerimizi de bir sıra dahilinde kendimiz yapalım. Usta gerektiren işler için de şimdiden randevularımızı alalım.
20.Ev işlerimizi yaparken bir zorunluluktan dolayı yapıyormuş gibi mutsuz tavırlarla değil evimizin de ilgiye ihtiyaç duyan bir varlık olduğunu duyumsayarak yapalım ki sonuçta kendi yuvamız öyle değil mi?
(Yaşadığımız ev kendinize ait ya da değil, büyük ya da küçük, son teknoloji ürünü ya da değil olması bizim orada yaşadığımız gerçeğini değiştirmez. Yaşadığımız sürece de bize yuva olur ve aynı özenle ilgiye ihtiyacı vardır.)
21.Her gün oturduğumuz koltuğun minderini kaldıralım, içini bir temizleyip kırlentlerini elimizle çırpıştırıp kabartalım. Sadece bu bile akşamımızın daha konforlu geçmesini sağlayacaktır.
22.Bu sene her yıl yaptığımız reçellerden farklı olarak farklı bir meyve ile reçel yapamayı deneyelim.
23.Mutlaka en az üç kez güneşin doğuşunu ve batışını seyredelim.
24.Bir kere “Wiener Blut, Walzer, Op.354” adlı eseri, güneş ışığı vurmuş, deniz, göl, akarsuya ya da büyük ağaçların yapraklarına bakarak dinleyin. Bir daha eski siz olmayacaksınız. İçinizde mutlaka bir şeyler değişecek…
25.Yaz meyveleriyle kek, sütlü tatlı, crumbel, cobler, galette pişirip sevdiklerimizle güle eğlene yiyelim.
26.Bahçedeki ya da balkondaki baharat otları ile bitki çayları hazırlayıp kendi istediğimiz ismi verip soğuk soğuk da tüketelim.
27.Evimizde en çok bulunduğumuz bölümün perdesini yıkayalım ve astığımızda esintiyle perdenin ya da tülün hareketlerini izleyip temiz kokusunu koklayıp biraz hayal kuralım.
28.Evimizin son durumunu düşünmeden (temiz mi, derli toplu mu, pasta- börek malzemesi var mıydı) bir ya da birkaç arkadaşımızı çaya davet edelim. Sohbetimizin tadını çıkaralım.
29.Bu ay çevremizi gözlemlemeye devam edelim ve bitkilerin, kuşların, kedilerin davranışlarındaki değişikliklerin farkına varalım.
30.Bahçemiz ya da balkonumuz için sonbaharda yetiştirmeye devam edeceğimiz çiçekli ya da çiçeksiz bitkiler satın alalım.


